Yalandır kısalığı yaşamın... Ve özellikle insan dediğimiz şey, inançlı bir insan soyunun parçasıysa... Edip Cansever ...

Önemli olan Tanrı’nın bir enstrüman yaratmış olmasıdır. İnsan denen bir enstrüman. Ancak yarattığı müzik enstrümanını çalamayan bir usta gibi, Tanrı’da insandan doğru sesi çıkaramamıştır. Bu yüzden Tanrı hariç bütün güçler insanı çalmış ve özellikle de şeytan en güzel melodilerini onunla bestelemiştir… Hakan Günday

İlahi Komedya/Cehennem...



Birinci Kanto...

1- Yaşam yolumuzun ortasında karanlık bir ormanda buldum kendimi, çünkü doğru yol yitmişti...

88- Yolumu kesen şu hayvan damarlarımdaki kanı ürpertti, yardımcı ol bana ünlü bilge.
91-”Daha iyi edersin başka yoldan gidersen, kurtulmak için bu yabanıl yöreden' diye yanıt verdi, ağladığımı görünce;
94- “çünkü seni bağırtan bu hayvan, kimsenin geçmesine izin vermez yolundan, karşısına dikilip, er geç parçalar onu;
97- öyle kötü, öyle pistir ki huyu, doymak bilmez oburluğu, doydukça karnı daha da açılır iştahı.

İkinci Kanto...

46- Korku sık sık insanın içine girer, yapacağı onurlu işleri engeller, ürkütür karanlıkta kalmış bir hayvan gibi...

88- İnsan yalnızca başkalarına zarar verecek şeylerden korkmalı; bunun dışında korkuya yer olmamalı...

Üçüncü Kanto...

7- Benden önce her şey sonsuzdu; sonsuza dek süreceğim bende...İçeri girenler, dışarıda bırakın her umudu...

46- Bunların ölmek umutları kalmadı, öyle aşağılık ki karanlık yaşamları kıskanırlar başka her yazgıyı...

55- ardından öyle çok insan gidiyordu ki, aklımın ucundan bile geçmezdi ölümün bunca insanı yenik düşürmesi...

Dördüncü Kanto...

10- Karanlıktı, derindi içi, öyle bir sis vardı ki, dibine bakınca bir şey seçilmiyordu...

16- Nasıl gelirim, korkularıma su serpen sen bile ürkersen...

40- Bu yüzden yitiğiz biz, başka bir suçtan değil, tek cezamız umutsuz bir özlemle birlikte yaşamamız...

Beşinci Kanto...

16- Nereye girdiğine, kendini kime emanet ettiğine dikkat et, girişin genişliğine aldanayım deme!..

55- Öyle şehvet düşkünüydü ki, yasal kılmıştı zevk alınan her şeyi örtmek için kendi ayıbını...

121- Mutlu günleri anmak acılı günlerde, inan ki acıların en büyüğü...

Altıncı Kanto...

106- Bir nesnenin kusurları eksildikçe aldığı tat da, duyduğu acı da artar...
Yedinci Kanto...

4- Korkuya yenik düşme, elinde bunca güç olsa bile engel olamaz bayırdan inmemize...

52- Sürdükleri yaşam kirli yaşam öyle kararttı ki yüzlerini, tanınmaz hale geldi bu soysuzlar...

61- İnsanların peşinde koştukları talihin dağıttığı ödüllerin, aldatıcı olduğunu görmektesin...

88- İnsanlar sık sık konum değiştirir...

Sekizinci Kanto...

10- Bataklığın sisi engellemiyorsa görmeni diye yanıt verdi, neyin beklediğini görebilirsin çamurlu dalgalarda...

34- Gözleri yaşlı biriyim, gördüğün gibi...

91- Geldiğin çılgın yoldan geri dönmeyi denesin bakalım becerecek mi?

Dokuzuncu Kanto...

16- Bu korkunç uçurumun ilk dairesinden, tek cezası umutsuzluk olan biri hiç aşağıya inebildi mi?.

Onuncu Kanto...

100-“Gözleri bozuk olanlar gibi görüyoruz “dedi, uzakta olan nesneleri seçebiliyoruz...
103- Olaylar yaklaşıp da yanımıza gelince, siz insanların halini bilmez oluruz birisi bize bilgi vermedikçe...
106- Geleceğin kapısı örtülünce bildiklerimizin uçup gittiğini anlamışsındır...

On Birinci Kanto...

10- Biraz ara vereceğiz inişimize, duyularımız bu pis kokuya alışsın diye; burnumuz duymaz olur alışınca iyice...

25- Hile insana özgü bir kusurdur...

52- Vicdanları sızlatan hile ise, bir insana güven duyana da yapılır, o insana güvenmeyene de...

91- Kuşku insana keyif veriyor, tıpkı bilgi gibi...

On Üçüncü Kanto...

100- Ötekiler gibi biz de kalıplarımıza döneceğiz, ama hiçbirimiz onları giymeyeceğiz, doğru olmaz insanın çıkardığı şeyleri geri alması...

151- Kendi evimde çarmıha gerdim ben kendimi...

On Dördüncü Kanto...

34- Yalnız kalan kor daha çabuk söner...

49- Yaşarken nasılsam, öyleyim sonra da...

64- Sana en büyük ceza kudurmuşluğun dışında hiçbir işkence veremez aynı acıyı öfkene...

88- Gözlerin, alevleri kendi üstünde üstünde söndüren bu akarsu değerinde hiçbir şey görmedi...
On Beşinci Kanto...

61- Ama vaktiyle Fiesole'den inen, yüreği hala taş gibi, değer bilmez, kötü niyetli bu halk, sana düşman kesilecektir..
64- İyi davranışların nedeniyle; haksız da sayılmazlar: çünkü ballı incir meyve vermez acı üvezler içinde...
67- Köre çıkmıştır adları eski ünleri nedeniyle; kurumlu kıskançtırlar, üstelik de cimri; dikkat et huyları etkilemesin seni...

97- Dinlemesini bile, anlamayı da bilmeli...

On Altıncı Kanto...

61- Acıları bırakıp, tatlı meyvelerle gitmekteyim rehberimin peşinde; ama merkeze inmem gerekiyor önce...

118- Ah insanlar nasıl da dikkat kesmeli, eylemlerimizi gördükleri gibi, düşüncelerimizi de okuyanların yanında!..

124- Yalan görünüşlü bir gerçek karşısında, insan çenesini tutmalı elinden geldiğince, çünkü utanmak zorunda kalabilir kusuru olmasa da...

On Sekizinci Kanto...

124- El etek öptüğüm için pisliğe gömdüler beni, dilim övgüler düzmekten bıkmak bilmezdi...

Yirminci Kanto...

37- Bak, sırta dönüşmüş göğsü; çok ileriyi görmek istediği için arkasına bakıyor, gerisin geri yürüyor...

100- Öyle inanıyorum ki sana, başka sözlerin değeri sönmüş kömür gibi, seninkilerin yanında...

Yirmi Birinci Kanto...

106- Bu kayadan daha ileri gidemezsiniz, çünkü olduğu gibi devrildi...

Yirmi İkinci Kanto...

61- Öğrenmek istediğin bir şey varsa dedi, parça parça olmadan önce sor...

Yirmi Üçüncü Kanto...

10- Her düşüncenin bir başka düşünceyi doğurması gibi, ilk düşüncede bir yenisini doğurmuş, var olan korkumu bir kat daha arttırmıştı...

16- Öfke eklenirse kötü niyetlerine, tavşan yakalamış bir köpekten bile azgın bir biçimde düşerler peşimize...

25- Kalaylı bir cam olsaydım, dış görünüşünü, içinden geçenleri okuduğum hızla yansıtamazdım...
Yirmi Dördüncü Kanto...

28- Sıkı tut bu kayayı, çekecek mi seni önce bir dene...

46- Kuş tüyü üstünde, yorgan altında kavuşulmaz üne...

52- Hadi kalk! Bedenin ağırlığı altında ezilmedikçe, her savaşı kazanan cesaretinle yen kapıldığın telaşı..

55- Sözlerimi anladınsa, ders almasını bil...

76- Haklı bir isteğin karşılığı söz değil, eylem olmalı...

106- Büyük bilgeler, zümrüdüanka beş yüz yaşına yaklaştığında ölür, sonra yeniden doğar derler;
109- bu kuş yaşamı boyunca ne ot, ne tohum yer, kakule ile günlük ile beslenir, geyik otuyla dikenler ise kefenidir...

Yirmi Beşinci Kanto...

58- Hiçbir sarmaşık bir ağaca, bu korkunç hayvanın bu organlara sarıldığı gibi sarılamazdı.

64- Beyaz ölmekteyken kara değildir daha...

Yirmi Altıncı Kanto...

10- Olması gereken olduysa, erken değildi. Olmadıysa, olsun ne olacaksa, daha çok yanacak içim, başım kocadıkça..

46- Her ruh kendini yakan aleve sarılı iyice...

118- Aslınızı düşünün isterseniz; hayvanlar gibi yaşamak için dünyaya gelmediniz, erdem ve bilgi peşinde koşmak göreviniz...

Yirmi Yedinci Kanto...

79- Her insanın yelkenleri indirip, halatları derlemesi gereken yaşa erişince,
82- sevmez oldum eskiden sevdiğim şeyleri: pişmanlık duydum, keşişlere katıldım; kurtulacağımı sandım, oysa yanılmıştım!...

109- Çok söz vermek, az yerine getirmek, sağlam kılar yerini...

Yirmi Sekizinci Kanto...

34- Burada gördüğün öteki kişiler yeryüzünde bölücülük, bozgunculuk tohumu ektiler, bu nedenle ikiye bölündüler...

124- Kendi kendini aydınlatıyordu; bir bedende iki, iki bedende tekti...

Otuz Birinci Kanto...

22- Bu karanlıkta uzağa bakmaya kalkışınca, düş gücün oyun oynadı sana...Uzaklığın insanı
25- ne denli yanıltığını kendin de göreceksin...

55- Akıl, kötü niyetle kaba kuvvetle birleşirse, kimse karşı koyamaz bu güce...

Otuz İkinci Kanto...

7- Evrenin tümünün dibini anlatmak, ne hafife alınmalı, ne de ana baba diyen bir dilin işi olmalı...

19- Dikkat et yürürken! Yoksa acılı kardeşlerinin başlarını çiğnersin...

Otuz Üçüncü Kanto...

73- Acının yapamadığını açlık bastırdı sonunda...

Otuz Dördüncü Kanto...

25- Ölmemiştim, ama diri de değildim; bir nebze aklın varsa kendin tasarla ne hale geldiğimi, yaşamla ölümden yoksun kalınca...

130- Oyduğu bir kayadan hafif bir eğimle akan bir suyun şırıltısı belli eder varlığını...


Dante Alighieri/İlahi Komedya Cehennem...

Share/Save/Bookmark